Şiir Hakkında Kısa Bir Deneme
Yılan ürettigi zehrin terkibini bilmedigi gibi, izahını da yapamaz. Güneş ise, dünyamıza hayat verdiğinden habersiz; hem kendi ekseni etrafında fır fır döner, hem de yörüngesinde durup dinlenmeden ha bire yol alir. İnsanoğlu da, evrende ve doğada gördüğü her şeyin bir sonuç olduğuna tanıklık eder. İşte, gerçek şair tüm bu olguların sentezini yapan ve duygularını, kovadan su boşaltır gibi ak kâğida aktaran sanatçıdır.
Şairin amacı ise, sanatında yani şiirinde kusursuzu ve güzeli yakalamaktır. Gerçi, güzel olan şey kendi alanında tek ve erişilmezdir; ama, yalın ve özgün yaklaşımla elde etmek kabildir. Hâsılı şiir, gümüş bir imbikten beynimizin ve yüreğimizin derinliklerinde damla damla biriken iksirin, dışa yansımasından başka bir şey değildir.
C. Baudelaire, bu iksiri şöyle dışa vurur :
Ey üstün gezginler! Hikâyeniz ne soylu
Denizler kadar derin, gözlerinizde okunan
Bize yanıp sönen mücevherlerle dolu
Mahfazalar sunun, zengin hatıranızdan...
Veya şair, bu yalın ve özgünlügü simgelerle donatır :
Koştum! Benek benek, ışıkla sarılı teknem
Çılgın teknem, arkamızda yağız deniz atları
Temmuz güneşinde sapır sapır dökülürken,
Kızgın hunilere, koyu mavi gök katları...
A. Rimbaud
Yahut, şairin yalnızlığı melankoliğe dönüşür :
Ney-i bezm-i gamem, ey mah! Ne bulsan yele ver
Od’a yanmış kuru cismimde, hevadan gayrı.
Ne yanar bana kimse, ateş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım, bad-ı sabadan gayrı...
Fuzuli
Ben de, bu büyük ustaların izinden yürümeye çaba gösterdim; ne yazik ki, başarılı olamadığımdan yani onlar gibi mükemmeli yakalayamadığımdan, şiir yazmayı bırakmak zorunda kaldım.
"Yoksa Dert mi Bana Bunca Başıboşluğum" adlı ilk şiir kitabımı görmek için tıklayın>>>>
( dosyayı görebilmeniz için bilgisayarınızda "Acrobat Reader" kurulu olması gerekmektedir ) |